Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Pervari’de takvimler bu günü gösterdiğinde, sadece bir pazar günü yaşanmaz. Dağların, bahçelerin, tarlaların ve Botan’ın kıyısında bambaşka bir telaş başlar.
Pervari’nin kadim geleneklerinden biri olan Roja Ro, halk arasında Botan Günü olarak bilinir. Yaz boyunca tarlada, bağda, bahçede çalışan; ekinini biçen, ürününü toplayan, kışlık hazırlıklarını yapan insanlar için bu gün, bir mevsimin kapanışı anlamına gelir.
Yazın emeği geride bırakılır, sonbaharın kapısı aralanır.
Bir mevsimin muhasebesi
Roja Ro’nun asıl anlamı belki de burada saklıdır.
Pervari insanı için yaz yalnızca sıcak günlerden ibaret değildir. Yaz; tarladır, bahçedir, yayladır, hasattır, alın teridir. Gün doğmadan başlayan ve güneş batana kadar devam eden ağır bir emeğin mevsimidir. Ağustosun sonuna gelindiğinde artık hasat büyük ölçüde tamamlanmış, kışlık yiyecekler hazırlanmış, yazın işleri bitirilmiştir.
İşte Roja Ro, bütün bu emeğin ardından gelen bir nefes alma günüdür.
Araştırmalarda geleneğin 250-300 yıllık bir geçmişe sahip olduğu ve Pervari yöresinde uzun yıllardır yaşatıldığı aktarılıyor. Bazı anlatımlarda geleneğin bölgedeki eski topluluklardan günümüze ulaştığı, zaman içerisinde yöre halkı tarafından benimsenerek ortak bir kültürel değer haline geldiği belirtiliyor. Bu nedenle Roja Ro’yu yalnızca bir eğlence günü değil, Botan havzasının çok katmanlı kültürel hafızasının bir parçası olarak görmek gerekir.
Botan’a doğru büyük buluşma
Roja Ro sabahı Pervari’de insanlar Botan’ın yolunu tutar.
Aileler, çocuklar, gençler ve yaşlılar; yanlarına yiyeceklerini alarak Botan kıyısında buluşur. Bir gün önceden hazırlıklar yapılır. Yöresel yemekler hazırlanır. Kade, bu sofraların vazgeçilmezlerinden biridir. Kimi anlatımlarda oğlak ve çeşitli et yemeklerinin de hazırlandığı, etkinliğin sabahın erken saatlerinden gün batımına kadar sürdüğü aktarılır.
Botan’ın kıyıları o gün adeta büyük bir açık hava sofrasına dönüşür.
Bir tarafta yemekler hazırlanır, diğer tarafta çocukların sesleri yükselir. Büyükler sohbet eder, akrabalar bir araya gelir, uzakta yaşayan hemşeriler memlekete dönmenin mutluluğunu yaşar.
Botan’da yüzmenin günü
Geçmişte Roja Ro’nun en önemli ritüellerinden biri Botan’da yüzmekti.
İyi yüzme bilenlerin karşı kıyıya geçmek için yarıştığı anlatılır. Çocukların ise suya alışmak ve yüzmeyi öğrenmek için kurutulmuş su kabaklarından yararlandığı aktarılır. Bugün bize ilginç gelen bu ayrıntılar, aslında dönemin yaşam biçimini de anlatıyor.
Botan yalnızca içinden su akan bir nehir değildi.
Botan; hayatın kendisiydi.
İnsanlar onun suyundan yararlanıyor, kıyısında yaşam kuruyor, çocuklarına yüzmeyi burada öğretiyor ve yılın belirli bir gününde onun etrafında bir araya geliyordu.
Bu nedenle Roja Ro ile Botan arasında güçlü bir bağ vardır.
Suya bırakılan bir yaz
Belki de Roja Ro’nun en güzel anlamı, yazın yorgunluğunu Botan’ın sularına bırakmaktır. Aylarca çalışan insan, o gün işini gücünü bir kenara koyar.
Sofrasını kurar.
Ailesiyle, komşusuyla, dostuyla buluşur.
Çocuklar oynar.
Gençler suya girer.
Büyükler geçmişten söz eder.
Bir yandan yemek yenilir, bir yandan sohbet edilir.
Ve bütün bunların içinde insan, yazın nasıl geçtiğini fark eder.
Çünkü Pervari’de mevsimler yalnızca takvim yapraklarıyla değişmez.
Hayatın ritmiyle değişir.
Hasat biterse yaz da bitmiş sayılır.
Roja Ro işte tam bu eşikte durur.
Bir tarafında yaz vardır; alın teri, tarla, bahçe, yayla ve hasat…
Diğer tarafında sonbahar vardır; kış hazırlığı, serinleyen havalar ve dağların değişen rengi…
Sadece bir piknik değil
Bugün Roja Ro’ya yalnızca “Botan kenarında yapılan bir piknik” gözüyle bakmak, bu geleneğin anlamını eksiltir. Çünkü bu günün içinde emeğin, paylaşmanın, aile olmanın, memlekete bağlılığın ve doğayla kurulan ilişkinin izleri vardır.
Üstelik Roja Ro, Pervari dışında yaşayan Pervarililer için de ayrı bir anlam taşıyor. 2019’dan itibaren geleneği yeniden canlandırmak ve Pervari’den uzak yaşayan hemşerileri bir araya getirmek amacıyla Botan Günü etkinlikleri düzenlenmesi yönünde çalışmalar yapılmıştı. Bu girişimlerin amaçlarından biri de unutulmaya yüz tutan geleneği yeniden canlandırmak ve Pervari’nin doğal ve kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktarmaktı.
Bu çok kıymetli bir çabadır.
Çünkü gelenekler kendiliğinden yaşamaz.
Onları yaşatacak insanların hafızasına, ilgisine ve sahiplenmesine ihtiyaç vardır.
Roja Ro gelecek kuşaklara ne anlatacak?
Bugünün çocukları, yarının Pervarilileridir.
Onlara yalnızca Pervari’nin dağlarını, yaylalarını ve Botan’ın suyunu değil; bu topraklarda insanların yüzyıllar boyunca nasıl yaşadığını da anlatmak gerekir.
Roja Ro bunun için güçlü bir fırsattır.
Çünkü bir çocuğa “Bu bizim geleneğimizdir” demek başka, onu Botan’ın kıyısına götürüp büyüklerinin anlattığı hikâyeleri dinletmek bambaşkadır. Bir çocuk kade yerken, dedesinin gençliğinde Botan’da nasıl yüzdüğünü dinlerse kültür aktarılmış olur. Bir aile yıllar sonra memleketine gelip Roja Ro sofrasında akrabalarıyla buluşursa gelenek yeniden hayat bulur.
İşte kültür böyle yaşar.
Kitaplarda yalnızca yazılarak değil, yaşanarak, paylaşarak ve hatırlanarak.
Botan akmaya, Roja Ro yaşamaya devam etsin
Botan Çayı, Pervari ve çevresinin doğal hayatında olduğu kadar kültürel hafızasında da önemli bir yere sahiptir. Botan’ın Pervari yöresinin sularını toplayarak derin vadiler içerisinden akıp gittiği resmî kaynaklarda da belirtilmektedir.
Belki de bu yüzden Roja Ro’nun en güzel sembolü Botan’dır.
Çünkü su akar.
Mevsimler değişir.
İnsanlar büyür.
Kuşaklar birbirinin yerini alır.
Ama bazı gelenekler vardır ki, eğer sahip çıkılırsa onlar da su gibi akmaya devam eder.
Roja Ro da böyle bir gelenektir.
Ağustosun son pazarı geldiğinde Pervari insanı bir kez daha Botan’ın kenarında buluşmalı.
Yazın yorgunluğunu geride bırakmalı.
Sofrasını paylaşmalı.
Çocuklarına geçmişi anlatmalı.
Uzaklarda yaşayan hemşerilerine “Memleket burada, Botan burada, Pervari burada” demeli.
Ve belki de hep birlikte Botan’a bakıp şunu söylemeli:
Bir yaz daha geçti.
Bir hasat daha tamamlandı.
Şimdi sonbaharın vakti…
Ama Botan akmaya devam ediyor.
Ve Pervari’nin kadim Roja Ro’su, bütün bu değişimin içinde, geçmişten geleceğe akan bir kültür nehri olarak yaşamayı sürdürüyor.
Saygılarımla..