Gözlemcinin Objektifinden “Nerden Nereye…”

Yayınlama: 21.06.2026
120
A+
A-

Yıl 2018…

Hani masallarda “Bir varmış, bir yokmuş” diye başlanır ya; işte bu da öyle bir hikâye… Fakat masal değil, tamamen gerçek. Üstelik bizzat şahit olduğum, yakından gördüğüm bir hayat hikâyesi. Bir genç düşünün… Kimsesiz. Hayata tutunmaya çalışan, devletin şefkatli kolları arasında eğitimini sürdürmeye çalışan bir evlat. Başarılı ya da başarısız olması o kadar da önemli değil aslında. Çünkü onun en büyük ihtiyacı ne diploma ne makam ne de unvandı… Onun istediği tek şey sıcak bir yuva, samimi bir aile ortamı ve ait olabileceği bir evdi.

Tam da bu noktada, yıllar önce “koruyucu aile” projesi gündeme geldi. Fakat bazı insanlar vardır ki, projelerin, kampanyaların, resmi tanımların çok ötesinde bir vicdan taşır. İşte o aile de tam olarak böyle bir aileydi. Rıdvan A.’yı yanlarına aldılar. Ama sadece “koruyucu aile” oldular demek eksik kalır. Onu kendi öz evlatlarından ayırmadılar, hatta belki de öz evlattan öte bir sevgiyle bağırlarına bastılar. O genç artık yalnız değildi. Bir annesi, bir babası, kardeşleri, ağabeyleri vardı. Bir yuvası vardı. Yıllar geçti… Rıdvan okudu, emek verdi, üniversiteyi bitirdi. Yetmedi, akademik yolculuğunu sürdürdü ve doktora yaptı. Şimdi ise hayatının en özel dönemeçlerinden birine geliyor; bu ay dünyaevine giriyor. Belki de bu hikâyenin en anlamlı yanı burada gizli… Düğün davetiyesi, onu bağrına basan koruyucu anne ve babasının elinden uzanıyor misafirlere. Bir zamanlar sıcak bir yuva arayan o genç, bugün kendi yuvasını kurmaya hazırlanıyor.

Peki kim bu örnek aile?

Onlar, Hayriye ve Hifzullah Canpolat çifti…

Aslında bu kıymetli çift, yaptıkları iyiliğin haber olmasını, konuşulmasını, alkışlanmasını hiç istemedi. Hatta böyle bir yazının kaleme alınmasından dahi hoşnut olmayacak kadar mütevazılar. Ancak bazen bazı hikâyeler sadece bir ailenin değil, bir toplumun vicdanına dokunur. İşte bu yüzden, şahit olduğum bu güzelliği yazıya dökmeyi bir sorumluluk olarak gördüm. Siirt İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Hifzullah Canpolat ve kıymetli eşi Hayriye Hanım, sadece bir gence kapılarını açmadılar; onun hayatına umut, güven ve aidiyet duygusu kattılar. Bir insanın kaderine dokundular. Onu hayata yeniden bağladılar. Bugün memleketin tam da böyle yürekli, fedakâr, vicdan sahibi insanlara ihtiyacı var. Sadece konuşanlara değil; elini taşın altına koyanlara, bir çocuğun kaderini değiştirecek kadar cesur olanlara ihtiyacı var. Rıdvan’ın hikâyesi, aslında “koruyucu aile” kavramının ne kadar kıymetli olduğunu gösteren en somut örneklerden biridir. Bazen bir evin kapısı açılır ve sadece bir çocuk içeri girmez; umut girer, gelecek girer, hayat girer. Yazımı tamamlarken, bu güzel hikâyenin kahramanlarını yürekten selamlıyorum. Davetiyede “manevi oğlumuz” yazıyor olabilir; ama görünen o ki, verilen sevgi ve emek, öz evlat sevgisinden hiç de az değil. Belki de daha fazlası…

İşte tam da bu yüzden, bu hikâyenin adı benim için çok net:

Nerden nereye…

SAYGILARIMLA..

 

Yıl 2018 fot. Ben

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.