Eğitimci Yazar Zeynep İlginin Kaleminden “Siirt’e Dönüş; Değişen Yüzler, Değişmeyen Ruhlar”

Yayınlama: 09.10.2025
101
A+
A-

Her dönüş, bir hesaplaşmadır aslında. Özellikle de yıllarca uzakta kaldığınız, hatıralarınızın baş tacı ettiği bir şehre geri dönüyorsanız.
Beklentim, hafızamda canlandırdığım o Siirt’i bulmaktı. Dar, yokuşlu sokakları, taştan yapılmış eski evleri, yolda top oynayan çocukları ve her köşe başında duyulan o tanıdık şiveyi… Ama Siirt, ben uzakta olduğum sürece durmamıştı. O da herkes gibi büyümüş, değişmiş ve modernleşmiş.
Şehir merkezinde yükselen yeni binalar, eski taş konakların yerini almış. Bir zamanlar Kahve içip sohbet ettiğimiz o eski çay bahçesinin yerinde, modern bir kafe duruyor. İlk bakışta, her şeyin ruhunu kaybettiğini düşünüyorsunuz. Nostaljik bir hüzün kaplıyor içinizi.
Fakat sonra, eski Siirt’in ruhunu aramaya başlıyorsunuz. İşte o zaman, asıl değişmeyen şeyin ne olduğunu görüyorsunuz.
Siirt’in Değişmeyen Kalbi
Yeni binaların arasında sıkışıp kalmış olsa da, Siirt’in tarihi dokusu hala canlı. Zinciriye Medresesi’nin o görkemli kapısından içeriye girdiğinizde, zamanın durduğunu hissediyorsunuz. Ulu Camii’nin minaresi, şehrin silüetinde hala dimdik duruyor ve geçmişe selam duruyor.
En önemlisi de insanlar… Siirtlilerin misafirperverliği, sıcakkanlılığı ve o eşsiz sohbet kültürü hiç değişmemiş. Çarşıda bir esnafla sohbete başladığınızda, o sizi tanımıyor olsa bile sanki yıllardır komşunuzmuş gibi ağırlıyor. Bir bardak çay eşliğinde saatlerce süren muhabbetler, şehrin ruhunu hala diri tutuyor.
Evet, Siirt değişmiş. Daha büyük, daha modern ve daha hızlı bir şehir olmuş. Ama Siirt’i Siirt yapan şey, binalar değil, insanlarıymış. Bunu yıllar sonra tekrar görme şansım olduğu için mutluyum. Bazen, geriye dönüp baktığınızda, anılarınızın bir yerlerde saklı kaldığını değil, yeni anılarla buluştuğunu anlarsınız. Siirt, bana tam olarak bunu fısıldadı.
Siirt Memleket Sevdamız…

Siirt Eruh;
Sarp Kayalıkların Sakladığı Yürek
Her yerin bir ruhu vardır. Bazıları geniş ovalarda salınır, bazıları denizin mavisinde kaybolur. Eruh’un ruhu ise sarp dağların arasında, derin vadilerin kenarında, adeta saklanarak büyümüştür. Siirt’e döndüğümde, çocukluğumun efsanevi coğrafyası olan Eruh’u görmeden bu hasreti dindiremeyeceğimi biliyordum.
Siirt-Eruh yolculuğu bile kendi içinde bir hikaye barındırıyor. Her virajda yükselen dağlar, derinleşen vadiler ve eteklere serpiştirilmiş küçük köyler… Bu coğrafya, insana kendini ne kadar da küçük hissettiriyor. Yol, medeniyetin yavaş yavaş çekildiği, doğanın ise tüm haşmetiyle kendini gösterdiği bir çizgi gibi.
Eruh’a vardığımda, ilk dikkatimi çeken şey modernleşmenin buraya daha yavaş dokunması oluyor. Siirt merkezdeki o hızlı değişim rüzgarı, bu dağlık coğrafyaya ulaşmakta zorlanmış sanki. O eski taş evler, dar sokaklar ve her an bir sürprizle karşılaşabileceğiniz o samimi mahalle kültürü hala canlı.
Tarihin ve İnsanın İzleri
Eruh’un her taşı, her sokağı bir hikaye anlatıyor. Asker ve sivil hayatın iç içe geçtiği bu ilçe, geçmişte yaşadığı zor günlerin izlerini hala taşısa da, insanlarının yüzlerindeki tebessüm her şeyin üstesinden gelmeye yettiğini gösteriyor. Bakkaldaki amcadan aldığım suyun bile tadı farklı geliyor. Sanki o su, sadece topraktan değil, aynı zamanda bu insanların dirençli ruhundan da beslenmiş.
Eruh, sadece bir ilçe değil. O, bir coğrafyanın kaderini omuzlarında taşıyan, zorlu yaşam koşullarına rağmen umudunu kaybetmeyen, misafirperver ve vakur insanların memleketi. Bu dağların sertliği, insanlarının karakterine yansımış. Güçlü, kararlı ve vefalı…
Yüzyıllardır aynı topraklara kök salmış bu insanları izlerken anlıyorum ki, Eruh’un gerçek hazinesi ne petrol ne de altın. Onun en büyük zenginliği, zorluklar karşısında yılmayan, yüreğini sımsıcak tutan insanları.
Şehirden ayrılırken, Eruh’un sarp dağları arkamdan fısıldıyor gibiydi: “Biz sadece bir taş yığını değiliz. Biz, acının ve sevincin, sabrın ve umudun sessiz tanıklarıyız.” Bu fısıltı, Eruh’un ruhunu bir kez daha bana anımsatıyordu. Burası, sadece bir ilçe değil, sarp kayalıkların sakladığı koca bir yürek.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum
  1. Ömer dedi ki:

    Maşallah hocam çok hızlısınız ama neyazıkki
    Buülkede eğitim her geçen gün daha da kötü oluyor Allah yardımcımız olsun inşallah
    İnanki çocuk larımız için çok kaygılanıyoruz
    Bir an önce bu gidişata birileri durdemelidir
    Saygılar başarılar diliyorum