Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Yeni bir eğitim-öğretim yılının eşiğindeyken, müfredat maratonunun ve sınav telaşının ortasında genellikle en temel meseleyi gözden kaçırıyoruz: Nasıl bir insan yetiştiriyoruz? İkinci Dünya Savaşı’nda toplama kamplarından kurtulan bir okul müdürünün, her yıl öğretmenlerine gönderdiği o meşhur mektubu hatırlayalım. Gözleri önünde iyi eğitilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odalarını, eğitimli hemşirelerin zehirlediği çocukları gören o müdür şöyle der: “Şüphelerim var. Eğitimden talebim şu: Öğrencilerinizin ‘insan’ olmasına yardım edin. Çabalarınız bilgili canavarlar, becerikli psikopatlar yetiştirmesin. Okuma, yazma, matematik ancak çocuklarımızı daha insani yaparsa önem taşır.” Bugün eğitim sistemimizin en büyük tuzağı, başarıyı yalnızca yüksek puanlar, kazanılan prestijli üniversiteler ve kodlama becerilerinden ibaret sanmasıdır. Kimya formulünü ezbere bilen ama o kimyasalla doğayı kirletmekten çekinmeyen; mükemmel finansal analizler yapan ama toplumun kaynağını sömürmekte beis görmeyen bireyler yetiştiriyorsak, orada çok büyük bir eksik var demektir. Empatiden, vicdandan, adaletten ve etik değerlerden yoksun bir zekâ, toplum için sadece giydirilmiş bir tehdittir. Eğitimcilerin ve ebeveynlerin kulağına küpe olması gereken asıl hedef; sadece sınav kazanan değil, insan kalabilen nesiller yetiştirmektir. Bize formüllerden ve ders notlarından önce merhameti, doğruluğu ve başkasının hakkına saygı duymayı öğreten öğretmenler lazım. Çünkü dünyanın yetenekli ve zeki insanlardan çok; iyi ve vicdanlı insanlara ihtiyacı var…
