Psikolog Anıl Özcan: “Akran Zorbalığına Karşı Toplumsal İş Birliği Şart”

Yayınlama: 09.01.2026
30
A+
A-

Akran zorbalığı, çoğu zaman çocuklar arasında yaşanan basit bir anlaşmazlık olarak görülse de, uzmanlar bunun ciddi ve kalıcı psikolojik, sosyal ve akademik sonuçlar doğurabilen önemli bir sorun olduğuna dikkat çekiyor. VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikoloğu Anıl Özcan, akran zorbalığının yalnızca okul sınırları içinde ele alınamayacağını belirterek, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren çok boyutlu bir mesele olduğunu vurguluyor. Psikolog Özcan’a göre akran zorbalığı; bir çocuğun kendisinden fiziksel ya da sosyal açıdan daha güçsüz gördüğü bir akranına kasıtlı ve sürekli biçimde zarar verme, tehdit etme ya da dışlama davranışlarıyla ortaya çıkıyor. Son yıllarda özellikle okullarda bu tür vakaların arttığını belirten Özcan, “Akran zorbalığı çocukların kendi aralarında çözeceği bir mesele olarak görülmemeli. Erken fark edilmediğinde, etkileri uzun yıllar sürebilen ciddi sonuçlar doğurabilir” dedi.

Yaş Gruplarına Göre Zorbalığın Görünümü

Akran zorbalığının çocukların gelişim dönemlerine göre farklı şekillerde ortaya çıktığını ifade eden Özcan, erken çocukluk döneminde (3–6 yaş) zorbalığın daha çok fiziksel davranışlar şeklinde görüldüğünü belirtti. Bu yaş grubunda itme, vurma gibi davranışların sık yaşandığını dile getiren Özcan, sosyal becerileri henüz gelişmemiş çocuklarda güven kaybının ortaya çıkabileceğini söyledi. İlkokul döneminde (6–12 yaş) ise sözel ve sosyal zorbalığın öne çıktığını vurgulayan Özcan, isim takma, alay etme ve dışlama gibi davranışların çocukların özgüvenini zedelediğini, akademik başarıyı da olumsuz etkilediğini ifade etti. Ortaokul döneminde (12–15 yaş) zorbalığın daha karmaşık bir hâl aldığını belirten Özcan, bu süreçte sosyal medyanın etkisiyle siber zorbalığın arttığını, çocuklarda anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyon gibi sorunların görülebildiğini kaydetti. Lise döneminde (15–18 yaş) ise zorbalığın güç, popülarite ve sosyal statü temelli davranışlarla ortaya çıktığını aktaran Özcan, bu dönemde yaşanan zorbalığın düşük özsaygı, ilişki problemleri ve hatta intihar düşüncelerine kadar uzanan ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Aile ve Okul Ortamının Rolü

Aile içi iletişimin ve okul ortamının zorbalık üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu ifade eden Psikolog Özcan, çocukların davranışlarının büyük ölçüde evde gördükleri iletişim dilinden etkilendiğini söyledi. Bağırma, aşırı cezalandırıcı tutumlar ya da aşırı serbestliğin çocukların dış dünyadaki davranışlarını şekillendirdiğini belirten Özcan, yetişkinlerin problem çözme biçimlerinin çocuklar tarafından taklit edildiğini vurguladı. Okullardaki koşulların da zorbalığı etkilediğine dikkat çeken Özcan, kalabalık sınıflar, öğretmenlerin her öğrenciyle yeterince ilgilenememesi ve disiplin kurallarının net olmamasının zorbalığı artıran faktörler arasında yer aldığını ifade etti. Sosyal medyanın etkisiyle çocukların okul dışında da baskı altında kalabildiğini sözlerine ekledi.

Önlemede İş Birliği Şart

Akran zorbalığının psikolojik, sosyal ve akademik açıdan kalıcı etkiler bırakabildiğini hatırlatan Özcan, ailelere çocuklarıyla düzenli ve açık iletişim kurmalarını, onları yargılamadan dinlemelerini, empati gelişimini desteklemelerini ve sosyal medya kullanımını yakından takip etmelerini önerdi. Okullar için ise rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğretmenlere zorbalık farkındalık eğitimleri verilmesi ve net okul kurallarının oluşturulmasının büyük önem taşıdığını belirtti.

“Bu Sorun Hepimizin”

Çocukların spor, sanat ve sosyal etkinliklere yönlendirilmesinin koruyucu bir etki oluşturduğunu vurgulayan Psikolog Anıl Özcan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Akran zorbalığı sadece okulun değil, toplumun sorunudur. Birçok aktörün birlikte çözüm üretmesi gereken bir konudur. Sorunu erken fark etmek ve doğru adımları birlikte atmak, çocuklarımızı korumanın en etkili yoludur.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.